Bölüme direkt "terazi'den" girdiler, mağaradaki terazide bir tarafta beyaz taş (iyi) bir tarafta da siyah taş (kötü) vardı. Dogen'in söylediğine göre bahsi geçen makine tarafları belirlemede yardımcı oluyor ama diğer taraftakilerin hepsi enfeksiyon mu kapmış oluyor? Sonunda göreceğiz dizinin başından beri süregelen bu iyi-kötü dengeleme olayının ardındakileri o yüzden bu davayı kapatıyorum bu bölümün yorumu için.
MIB'in Sayid'e "Ya onu tekrar görebilirsen?" demesi, Claire'e Aoran'la seni kavuşturacağım demesi ve kendi tarafındakilere verdiği öğütler ya yalan ya da paralel evren diye bir şey var. Amacının ise 'eve' dönmek olduğunu söylüyor ama ev diye tabir ettiği şeyin ne olduğunu bilmek imkansız, ancak tapınakta olduğunu ben de düşünmüyordum. Ada dışında olduğu kanısına varabiliyorum bu bölümden sonra. Ayrıca tapınağı da iyi dağıttı, yoldaşlarını belirlemiş gibi duruyor şu an ama henüz yeterli değil, yeterli olsa dizi bitmişti zaten.
Sawyer... Sawyer... Bu bölümde onu göremedik, halbuki Jin'le birlikte Fake Locke'ın yanında olmaları gerekirdi. BS, Claire'ın da "Neden Sawyer veya Jin'e yaptırmıyorsun?" sorusuna da açık bir cevap vermedi. Sawyer ve Jin'i koz olarak kullanacağını düşünüyorum ama Jin Sun'a ihanet etmez. Sawyer da enfeksiyon kapmadan MIB'e katılan 2. kişi ve bizim asi diye bildiğimiz kişi kolay kolay bir tarafa bağlanmaz.
Sayid bu bölüm herkesi çok şaşırtmıştır eminim, gerek kung-fu, tai-jutsu hareketleri gerekse tamamen BS'nin tarafında olmasıyla ya da öyle göstermesiyle. Yine de büyük bir ihtimal bir türlü anlam veremediğim enfeksiyon iyice onu ele geçirmiş ve BS'nin tarafında olma olasılığı çok daha yüksek rol yapma olasılığından. Enfeksiyona da anlamam verememem şu; yani kötülük domuz gribi gibi bir şey mi ki millete bulaşsın, arkasında MIB'in olduğunu ve mantıklı bir açıklamasının da olacağını umuyorum.
Ilana, Lapidus, Sun ve Ben nereden çıkageldiler bir anda anlamadım. Ben'in de şu korkmuş tavırları bitmek bilmedi bir türlü, sürekli şaşkın, tırsmış bir şekilde dolanıyor etrafta. Numarası varsa yapsın artık, çıksın şu eziklikten ama adama her hali yakışıyor. Sayid'i görüne kaçması da süperdi. Ilana yine Jacob'ın öğretileriyle başarılı bir şekilde ilerliyor, sezonun başında kilit karakterlerden biri demiştim ama MIB'e kurban gidecek, ardında da bizimkilere varını yoğunu bırakacak. LOST'a göre de cümlesini tamamlayamadan birinin kollarında can verecek.
Bölümün çarpıcı başka bir noktası da şuydu:
Dogen'in tercümanının, Sayid'e Dogen'i öldürdükten sonra "O, onu dışarıda tutan tek şey. Onu öldürdün ve artık o buraya girebilecek." tarzındaki sözleriydi. Ardından Sayid onu da bir güzel biçti tabii ki.
Sonuç olarak orta halli bir bölümdü diyebiliriz, aksiyon, adrenalin vardı belki evet ama ben LOST'un şaşırtıcı konuşmalarını, tarafların alt üst olmasını ve her şeyin arkasında tanıdık bir yüz olmasını bize gösterdiği yanını daha çok seviyorum. Bir sonraki bölümde Jack-Hugo ikilisinin nerede ne işler peşinde olduğunu göreceğiz gibime geliyor, Jacob'ın "Geliyor." dediği kişiyi de merakla bekliyorum.
Yine uzun bir bölüm yorumu oldu, okuyan arkadaşlar MIB'den bir çok farklı şekilde söz ettiğimi göreceklerdir. Adamın ne üdüğü belirsiz ben de tüm lakaplarını, benzetmelerini kullanıyorum.
